| 1. | Kapak Cover Sayfa I |
| 2. | İçindekiler Contents Sayfa II |
| ORIJINAL ARAŞTIRMA | |
| 3. | Okul Öncesi Dönemde Sesbilgisel Farkındalık Becerilerinin Alt Beceri Düzeyinde İncelenmesi An Examination of Studies on Phonological Awareness Skills in the Preschool Period in Terms of Sub-Skills Nuran Çalış Toktanış, İlkay Ulutaşdoi: 10.5505/sec.2026.83007 Sayfalar 1 - 21 Bu araştırmanın amacı, 2002–2026 yılları arasında yayımlanan ulusal ve uluslararası okul öncesi sesbilgisel farkındalık çalışmalarında sözcük, hece, uyak ve sesbirim farkındalığına ilişkin alt becerilerin dağılımını belirlemektir. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımı kapsamında doküman incelemesine dayalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada 32 akademik çalışma veri kaynağı olarak ele alınmış ve elde edilen veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. İncelenen çalışmalar, araştırmacılar tarafından oluşturulan Sesbilgisel Farkındalık Alt Beceri Matrisi doğrultusunda değerlendirilmiştir. Bulgular, sesbirim farkındalığının incelenen çalışmalarda en fazla ele alınan ana boyut olduğunu, uyak ve hece farkındalığına da çalışmaların büyük bölümünde yer verildiğini ortaya koymuştur. Sözcük farkındalığı ise diğer ana boyutlara göre daha az sayıda çalışmada ele alınmıştır. Ulusal ve uluslararası çalışmalar karşılaştırıldığında bazı alt becerilerde benzer, bazı alt becerilerde ise farklı dağılımlar belirlenmiştir. Araştırma, okul öncesi sesbilgisel farkındalık alanyazınının alt beceri düzeyindeki görünümüne ilişkin betimsel bir çerçeve sunmaktadır. |
| DERLEME | |
| 4. | Çocuk ve Ergen Sporcularda Psikolojik Beceri Eğitimi: Öz-Konuşma, İmgeleme ve Hedef Belirlemeye Gelişimsel Bir Bakış Psychological Skills Training Among Child and Adolescent Athletes: A Developmental Perspective on Self-Talk, Imagery, and Goal Setting Mesut Süleymanoğullarıdoi: 10.5505/sec.2026.77487 Sayfalar 22 - 33 Bu derlemenin amacı, çocuk ve ergen sporcularda kullanılan öz-konuşma, imgeleme ve hedef belirleme tekniklerini gelişimsel bir bakışla değerlendirmek ve yaşa uygun uygulama ilkeleri önermektir. Çalışma, spor psikolojisi ile gelişim psikolojisinin temel kaynakları ve genç sporcularla yürütülen güncel araştırmalar üzerinden yapılandırılmış bir anlatı derlemesidir. İncelenen çalışmalar, psikolojik beceri eğitiminin tek biçimli bir paket olarak sunulamayacağını göstermektedir. Geç çocuklukta somut dil, kısa uygulamalar, model alma ve oyunlaştırılmış tekrarlar öne çıkarken; erken ergenlikte akran değerlendirmesi, benlik algısı ve değişken duygular uygulamanın önemli parçaları hâline gelmektedir. Orta ve geç ergenlikte ise daha soyut hedefler, kişiselleştirilmiş rutinler ve öz değerlendirme kullanılabilmektedir. Öz-konuşma dikkati yönlendirme ve çabayı sürdürme; imgeleme hareketi, taktiği ve duygusal durumu zihinsel olarak prova etme; hedef belirleme ise çabayı düzenleme ve ilerlemeyi görünür kılma işlevi taşımaktadır. Bununla birlikte, tekniklerin etkisi yalnızca içeriğe değil, sporcunun gelişim düzeyine, kullanılan dile, uygulama bağlamına ve antrenör-ebeveyn desteğine bağlıdır. Sonuç olarak psikolojik beceri eğitiminin antrenmandan ayrı bir sınıf etkinliği gibi değil, günlük spor yaşantısına yerleştirilen, kısa, izlenebilir ve sporcuya söz hakkı tanıyan bir süreç olarak planlanması önerilmektedir. |
| ORIJINAL ARAŞTIRMA | |
| 5. | Sağlıklı Yaşam Değerine İlişkin Okul Öncesi Öğretmenlerinin Uygulamalarının İncelenmesi Investigation of Preschool Teachers' Practices Regarding the Healthy Living Value Muhammed Berk Keleş, Pınar Ural Keleşdoi: 10.5505/sec.2026.63935 Sayfalar 34 - 48 Erken çocukluk döneminde artan ekran maruziyeti, hareketsiz yaşam ve dengesiz beslenme alışkanlıkları sağlıklı yaşam bilincinin okul öncesi dönemde kazandırılmasını öncelikli hâle getirmektedir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde kişisel hayat alanına yerleştirilen "sağlıklı yaşam" değerinin gözlemlenebilir eylemlere dönüşmesi öngörülmekte ve okul öncesi öğretmenin rol model olduğu günlük rutinler ve sınıf içi uygulamalarla çocuklara kazandırılması hedeflenmektedir. Buna karşın alanyazında öğretmenlerin sağlıklı yaşam değerini kazandırırken başvurdukları yöntemleri konu edinen araştırmaların sınırlı olduğu görülmüştür. Bu kapsamda araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin sağlıklı yaşam değerini kazandırmaya yönelik uygulamalarının incelenmesidir. Durum çalışması deseninde yürütülen araştırmanın çalışma grubunu, ölçüt örnekleme yoluyla belirlenen ve Ağrı il merkezinde MEB'e bağlı okul öncesi kurumlarda görev yapan 19 öğretmen oluşturmaktadır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmış, içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, okul öncesi öğretmenlerinin çocuklara sağlıklı yaşam değerini kazandırırken sıklıkla doğrudan anlatıma yöneldiklerini; hikâye kitaplarını kullandıklarını ve aile katılımıyla desteklenen sınıf içi etkinlikleri tercih ettiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, öğretmenlerin söz konusu değeri doğrudan anlatım dışındaki yollarla kazandırmalarına yönelik uygulamalı hizmet içi eğitimler düzenlenmesi önerilmektedir. |
| 6. | Ergenlerin Beş Faktör Kişilik Modelleriyle Duygusal Zekâları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Examining the Relationship Between Adolescents’ Personality Traits and Emotional Intelligence Büşra Selvi, Ümit Kahramandoi: 10.5505/sec.2026.36025 Sayfalar 49 - 71 Bu araştırmanın amacı, ergenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile beş faktör kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu değişkenlerin çeşitli demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırma, nicel araştırma yaklaşımı kapsamında ilişkisel tarama modeliyle yürütülmüştür. Çalışma grubunu 2024–2025 eğitim öğretim yılında Bilecik merkezdeki liselerde öğrenim gören ve ergenlik döneminde bulunan 395 öğrenci oluşturmuştur. Veriler kişisel bilgi formu, Duygusal Zekâ Ölçeği ve Beş Faktör Kişilik Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson momentler çarpımı korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular, duygusal zekânın anlama, kolaylaştırma ve düzenleme alt boyutları ile kişilik özellikleri arasında genel olarak pozitif yönlü, düşük ve orta düzeyde anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir. Özellikle duygusal zekânın düzenleme boyutunun kişilik özellikleriyle diğer alt boyutlara kıyasla daha güçlü ilişkiler sergilediği belirlenmiştir. Demografik değişkenler açısından duygusal zekâ alt boyutlarının büyük ölçüde anlamlı biçimde farklılaşmadığı; buna karşın kişilik özelliklerinin bazı boyutlarında cinsiyet, ebeveyn eğitim düzeyi ve aile gelir düzeyine göre anlamlı farklılıklar görülebildiği saptanmıştır. Sonuçlar, duygusal zekâ ile kişilik özelliklerinin ilişkili ancak birbirinden farklılaşabilen çok boyutlu yapılar olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, ergenlerin duygusal farkındalık, duygu düzenleme ve sosyal uyum becerilerini destekleyen okul temelli çalışmaların önemli olduğu düşünülmektedir. |
| 7. | Okul Öncesi Çocuk Oyun Alanlarının İncelenmesi: Bilecik İli Örneği An Analysis Of Preschool Playgrounds: The Case Of Bi̇leci̇k Province Emine Özkan Bulut, Raif Zilelidoi: 10.5505/sec.2026.60352 Sayfalar 72 - 87 Oyun, çocukların yaşamı ve çevreyi tanımalarını sağlayan temel bir öğrenme aracıdır. Bu nedenle çocukların gelişimini destekleyen zengin çevrelere ihtiyaç vardır. Oyun alanları da onları yaşama hazırlayan önemli öğrenme ortamlarıdır. Bu doğrultuda yapılan çalışmanın amacı, çocukların gelişimini etkileyen okul öncesi oyun alanlarının incelenmesidir. Araştırma, betimsel tarama yöntemi kullanılarak hazırlanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, anaokullarında görev yapan 24 yönetici ve 28 öğretmenle görüşme yapılarak içerik analizi uygulanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda ise Ulaş ve Ayan tarafından geliştirilen “Çocuk Oyun Alanlarını Değerlendirme Ölçeği” ile 108 öğretmenden toplanan veriler, SPSS 26.00 istatistik paket programında değerlendirilmiştir. Oyun alanlarının çocukların gelişimi açısından önemli ve işlevsel bulunduğu görülmektedir. Oyun alanlarının özellikle öğretmenlere göre sosyal ve fiziksel gelişimi desteklediği, yöneticilere göre ise tüm gelişim alanlarına katkı sağladığı ifade edilmiştir. Ayrıca oyun alanların düzenli ve sık kullanıldığı, çocukların sosyalleşmesine katkı sunduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte temizlik ve bakım konusunda ise genel olarak bir sorun olmadığı ifade edilmiştir. Materyal çeşitliliğinin artırılması gerektiği, bütçe ve fiziksel alan yetersizliklerinin bulunduğu ve oyun alanlarına yönelik hizmet içi eğitimlerin yeterli olmadığı yönünde görüşler öne çıkmıştır. Ayrıca donanım yeterliliği, genel yeterlik, güvenlik, işlevsellik, hijyen ve aydınlatma açısından oyun alanlarının orta düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. Bxxxx ilindeki resmi anaokullarında bulunan oyun alanlarının çocukların gelişiminde etkili olduğunu; ancak donanım, materyal çeşitliliği ve fiziksel imkânlar açısından orta düzeyde yeterliliğe sahip olduğu belirlenmiştir. |
| DERLEME | |
| 8. | (Ai)le ve Sürdürülebilirlik: Avantajlar ve Dezavantajlar Artificial Intelligence & Family and Sustainability: Advantages and Disadvantages Burçin Aysu, Fikriye İdil Kalaydoi: 10.5505/sec.2026.53315 Sayfalar 88 - 94 Aileyi etkileyen bu güncel etkenlerden biri artan teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak yapay zekadır. Yapay zekanın geliştirilmesi, aile içi sınırları, rolleri, ritüelleri ve iletişimi etkilemektedir. Beraberinde getirdiği fırsat ve zorluklarla yapay zeka hızla ilerlemeye devam ederken, yapay zekanın aile dinamikleri ve süreçleri üzerindeki etkisi araştırma konusu olmaya devam etmekte, yapay zeka tabanlı teknolojik gelişmelerin aile dinamiklerini nasıl etkileyebileceğinin ele alınması, ailenin sürdürülebilirliği için önemli görülmektedir. Sürdürülebilirlik perspektifinden bakıldığında, yapay zekanın aileleri nasıl destekleyeceği, ailenin devamlılığını nasıl sağlayabileceği, bütünlüğünü nasıl koruyabileceği, ailenin geleceğini nasıl güvence altına alabileceği üzerinde durulmalıdır. Ailenin sürdürülebilirliğine katkı sunması için yapay zekanın aile üzerindeki olumsuz etkilerinin doğru yönetilmesi gerektiği, bunun yanında avantajlarının ise farkına varılarak güçlendirilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma ailenin sürdürülebilirliği için yapay zekanın kullanılıp kullanılamayacağını ve nasıl kullanılabileceğini anlamak için bir temel oluşturmayı sağlayabilir. Bu derlemede yapay zekanın ailenin sürdürülebilirliği üzerindeki etkisi irdelenmektedir. Çalışmada yapay zekanın ailenin sürdürülebilirliğine olan yararları ve riskleri üzerinde durulacak, ailenin sürdürülebilirliği için çeşitli önerilerde bulunulacaktır. |